AMERİKA’DA EN KULLANIŞSIZ OLAN BÖLÜMLER

Merhabalar, Amerika’daki eğitim hayatıyla ilgili konuştuğumuz şu son günlerde, dikkat çekmeyi istediğim başka bir konu daha var, ”BÖLÜM SEÇİMİ”

Sadece Amerika’da değil dünyanın her yerinde eğitim alırken ya da eğitim hayatımızı belirlerken dikkat etmemiz gereken bir şey var ki o da istatistikler. Öğrenciyken her şeyin eğlenceli olduğu o süreç bittikten sonra iş sürecinde kendi işinizi yapmak istiyorsanız kesinlikle bazı bölümlerin istatistiklerini iyi araştırmak gerekiyor. Garsonluk, bartenderlik, bebek bakıcılığı gibi işler öğrenciyseniz hayatınızı idame ettirmenize yetecektir fakat 4 koca senenizi geçirdikten sonra bu işlere devam ediyor olmak ister istemez motivasyonunuzu düşürecektir. Sonuçta hepimiz bir hayalle üniversite sıralarına oturuyoruz. Hayatın gerçekleriyle yüzleşince de elimizde hayallerimizle kalakalıyoruz. İşte bu yüzden bu yazımda sizlere Amerika’daki istatistiklere göre en kullanışsız bölümler hangileri onları açıklayacağım. Lafı çok uzatmadan ilkiyle başlayalım :

GENDER STUDIES : Cinsiyet çalışmaları olarak geçen bu bölüm cinsiyet kimliğini ve temsilini analiz eden bir akademik alan. Tarih, psikoloji, felsefe üzerine ilginç dersler alabileceğiniz bir bölüm olsa da mezun olduktan sonra hangi iş sahasına yönlendireceği hakkında bir fikir sahibi olmak çok zor. Tabi ki akademi dünyasında ilerleyebilirsiniz fakat bu kervana katılanların sayısı ve iş sahası açığı da oldukça az. Amerika’daki eğitim harçlarının pahalılığını düşününce de bu bölümde olmak zaman ve para kaybı gibi görünüyor.

RELIGIOUS STUDIES : Dinler üzerine çalışmalar yapabileceğiniz akademik bir alan. Dünya üzerindeki dinleri araştıran, karşılaştırmalar yapan, bunun üzerine makalelerin yazıldığı bir bölüm fakat mezun olduktan sonra tam olarak iş tanımı ne diye sorarsanız orası koca bir sessizlik…

ART HISTORY : Sanat tarihi… Kulağa oldukça hoş gelen bölümlerden biri fakat sanat ile tarihin karışımı olan bu bölümde yapacağınız tek şey sanatın tarihini araştırmak ve okumak. Eğer ilgi çekici bulursanız internette bununla ilgili yüzlerce ücretsiz kurs bulunuyor. Bunun için yıllık 30 bin dolar ortalamaya sahip üniversitelerde 4 sene okumak çok akıllıca mı bilemiyorum.

ANTROPOLOJİ/ ARKEOLOJİ :

Her ne kadar ortaya çıkmış tarihi yerler, antik kentler, heykeller ve hatta dünyanın yaşının hesaplanması gibi güzel gelişmeler bu bölümler sayesinde olsa da mezun olunduktan sonra iş bulma olasılığının düşük olduğu bölümlerden biri… İstatistiklere göre mezun olanların yalnızca %5 lik kısmı okuduğu bölümle alakalı bir işte çalışabiliyor…

FINE ARTS :

Sözüm ona ki burada asla sanatı küçümseyip hafife aldığım yok fakat hep bir söz vardır, SANAT KARIN DOYURMAZ… Bu tam olarak topluma yerleştiği için sanata insanlar canları sıkıldığında nefes alacakları bir alan gözüyle bakıyorlar. Bu yüzden bol bol kitap okuyarak bol bol izleyerek de sanatın bir dalını iyice öğrenme şansına sahip olabileceklerini düşünen insan sayısı, üniversite sıralarında dirsek çürütenlerden daha fazla… Sanat tutkuyu içinde barındıran bir alan. Aman yine de sanatçı arkadaşlarımızı fazla kızdırmayayım 🙂

PHOTOGRAPHY:

Fotoğrafçılık için 4 sene lisans sürecinizi harcamak doğru mu bundan emin değilim ve istatistikler de aynı şekilde bunun doğru bir karar olamayacağını söylüyor. Gelişen teknoloji ve sosyal medyadaki rekabet dolayısı ile herkes kendi fotoğrafçılığını yapmanın yolunu bir şekilde buluyor. Fotoğrafçılık ve fotoğraf makineleri ile ilgiliyseniz online olarak yüzlerce kursu ücretsiz olarak bulabilirsiniz. Sınıfta çekim teknikleri ile ilgili video izlemek yerine bunu evinizde de yapabilmeniz mümkün. Pratik yaparak kendinizi geliştirmeniz 4 yıldan daha kısa bir süreye mal olacaktır.

COMMUNICATIONS : İletişim bölümü olarak geçen bu bölüm, Amerika’nın en popüler bölümleri arasında yer alıyor. Tabi bu kadar popüler olması iş bulma potansiyelinizi düşürürken, aradaki rekabeti de artırıyor.

Gazeteler,

Radyo Kuruluşları,

Televizyon Kanalları,

Haber Ajansları,

Film Yapım Şirketleri,

Dijital Ajanslar,

Reklam Ajansları gibi alanlarda çalışma sahası bulmak mümkün elbette.

LANGUAGE STUDIES : Dil çalışmaları elbette hafife alınacak bir bölüm değil. Elbette bir kaç dil bilmek o dillerin araştırmalarını yapmak kimsenin harcı değil. Özellikle dünyada az bilinen, öğrenilmesi zor dillerin alanında çalışıyorsanız o zaman çevirmenlik yaparak iyi paralar kazanmanız mümkün. Mandarin, Cantonese, Arapça, Rusça, Çince gibi dilleri öğrenmenin çevirmenlik için iyi dil seçenekleri olduğu görülüyor. Hatta araştırmacılara göre Mandarin, Cantonese dilleri 50 yıl içinde en kullanışlı dil haline gelecek. Fakat bir dil öğrenmenin ne kadar zor olduğunu takdir edersiniz ki hepimiz Türkiye’de öğretilen İngilizce’den bilebiliyoruz. 4 yıl paranızı ve zamanınızı aynı alanda öğrenmeye ayıracağınıza, gidip o dilin konuşulduğu ülkede bir başlangıç yapmak daha iyi bir seçenek olabilir. Hem dili kısa sürede kendi içinde öğrenebilirsiniz hem de yeni bir ülkede karşınıza iş fırsatlarının çıkmasını sağlayabilirsiniz.

DRAMA AND THEATER ARTS :

Adından da anlaşılacağı gibi Drama ve tiyatro alanı 4 yıl boyunca kitaplardan öğrenebileceğiniz bir bölüm değil ne yazık ki. Eğer yeteneğiniz ve potansiyeliniz varsa elbette üzerine gidip geliştirmekte fayda var fakat sadece anlık bir hevesle başlayıp devam edilebilinecek bir alan değil. Tiyatro daha çok tutku isteyen ve yetenekle potansiyelle bütünlük sağlayan bir alan. Kendinizi bu alanda keşfetmenize yardımcı olacak bir çok gruba dahil olup potansiyelinizi görebilirsiniz. Eğer bir tutkunuz yoksa bu alanda zamanınızı harcamanızı hiç önermem. Çünkü iyi olmayı değil her zaman daha iyi olmayı isteyen bir alan.

PSİKOLOJİ :

Bunu listede görünce eminim şaşırmışsınızdır. Araştırma yaparken bende oldukça şaşırdım. Sonuçta psikoloji dediğimiz alan sağlığımızın bir parçası. Amerika’da son yıllarda tavsiye edilmemesinin ilk nedeni çok popüler bir bölüm olması. İş açığı, iş memnuniyeti, gelecek adına büyüme sağlama potansiyelinin yavaşlaması gibi bir çok kriter ne yazık ki bu bölümün istatistiklerini de bir hayli düşürmüş. Amerika’da psikolog olmak da o kadar kolay değil elbette. Her sene lisansınızı yenilemek, alanınızda kendinizi yetiştirmek ve geliştirmek zorundasınız. Alanınızda iyi olmadığınız sürece rekabete yenik düşebilme ihtimalinizin olduğu bir bölüm. Biraz fikir edineyim derseniz çok iyi üniversitelerin oldukça düşük fiyatlarla bir çok sertifika programı bulunuyor. Okuma kararı vermeden önce bir göz atabilirsiniz.

Evet arkadaşlar, sanırım bu kısım ile ilgili söyleyeceklerim bu kadar. Araştırmaları yapıp buraya yazarken oldukça zorlandığım bir yazı oldu. Canım öğrencilerin güzel hayalleri ile gerçek hayatın tokatı arasında çok kez cebelleşirken kibarca bir uyarı olsun istedim. Tabi siz yine hayallerinizin peşinden gitmeyi ihmal etmeyin ama tamamen hayal dünyasında yaşamadığımızı da aklınızda bulundurun. Hepinize bol şanslar diliyorum. Gelecek yazımızda görüşürüz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s