MERRY Mİ CHRISTMAS !

Herkese MUSSSSSSMUTTTLUUUU NOELLER ! Bunu özellikle Türkiye’de yaşamış veya hala yaşayan insanlar olarak sıklıkla duyardık. Ya bir de noel bayramının içinde olsaydınız… Hadi birlikte en başa gidelim neymiş bu Noel Bayramı dedikleri Christmas birlikte görelim. En başından her şeyi size anlatmak için sabırsızlanıyorum.

Christmas her yıl 25 Aralıkta kutlanan İsa’nın doğumunu hatırlatan bir Hristyan bayramı. Ama tanımda olduğu gibi bunu aslında Hristyan olan kesim değil herkes ama herkes kutluyor. Hristyan olan olmayan, inanan inanmayan herkes kutluyor. Birlik ve sevgi tam da burada başlıyor. Bu kültürün parçası olmaya niyetli herkes buna dahil oluyor ve dahil olunca ne kadar eğlenceli olduğunu da anlıyorsunuz. 😉

Öncelikle Aralık ayı girer girmez aileler çocuklarına Grinchmas adlı bir takvim oluşturuyorlar. Takvimin küçük küçük cepleri var. Her bir cebe minik hediyeler koyuyorlar. Bu hediyeler kimi zaman oyuncak. kimi zaman şeker, kimi zaman çikolata vb. her şey olabiliyor. Aralığın birinden itibaren başlayıp yirmi beşine kadar sürüyor. 25 aralık gelene kadar her sabah kahvaltıdan sonra çocuklar o küçük ceplerdeki hediyelerini almaya hak kazanıyorlar. Takvim bu haliyle çok büyük bir motivasyon kaynağı oluyor.

Aynı zamanda aralık ayı girer girmez Elf dedikleri bebekler ortaya çıkıyorlar. Bu Elflere aileler isim koyuyorlar. Bizim Elf bebeğin ismi Rozie idi. 🙂 Bu Elf bebeğin, Santa’nın (Noel Baba) yardımcı arkadaşı olduğunu ve çocukları Christmas günü gelene kadar izleyeceğine inandırıyorlar. Bu Elf bebekleri her gün farklı konsepte başka yerlere yerleştiriyorlar ki çocuklar evde onlarla birlikte yaşadığına inansın. Bu şekilde her sabah uyanan çocuklar Elf’i bulmaya çalışıyorlar. Bu kısmı da bir hayli eğlenceli oluyor. Ebeveynler çok yaygın olan ELF ON THE SHELF kitabını çocuklarına okuyorlar. Biraz tuhaf gibi olsa da yaşayınca hayli eğlenceli…

Bebekler bu şekilde görünüyor.

İnternette Elf on the shelf diye arattığınızda ne kadar çılgın fikirler olduğunu görebilirsiniz.

Daha sonra eğlence bitmiyor tabi… 🙂 Ağaç seçme işi var. Amerikalılar Christmas için özel oluşturulmuş ağaç alanlarına her Christmas zamanı gidip oradan ağaç satın alıyorlar. Herkes araziye giriyor, ağacını beğeniyor, onu kesiyor, oradan gerekli işlemleri tamamladıktan sonra arabasına yükleyip eve getiriyor. Normalde çam ağaçları ormanlara dikilmiyor. Çünkü olası orman yangınında çam ağacının kozalakları yangının büyümesine sebep oluyormuş. Bu yüzden ormanlarda çam ağacı genelde yok. Çam ağaçları genelde sadece satış için kullanılıyor. Christmas bitince de geri dönüşüme gidip organik gübre oluyorlar. Belediye arabaları her Christmas sonrası onları topluyorlar. Geri dönüşüme gittikleri için israf olmuş olmuyorlar. Çam ağaçları genelde türlerine göre, şekillerine göre, uzunluklarına göre sınıflandırılıp fiyatlandırılıyor. Christmas Tree Farm olarak geçen çiftliklere gidip detaylı bilgiyi oralardan alabilirsiniz.

Bu benim Amerikalı ailemin aldığı ağaçtı.

Ağaç süslemek en rahatlatıcı, en eğlenceli kısımlardan biri olabilir. Bu arada eve gelmeden nasıl işlemlerden geçtiğini görmek isterseniz uzaklardanbirifatos ismimle sosyal medya sabit storylerimde her şeyi bulabilirsiniz. 🙂 İzlemesi hayli keyifli 🙂

Ağaç olayı da tamamlandıktan sonra her aile çocuğuna, aile bireylerine bir WISHLIST veriyor. Bu da dilek listesi demek. Christmas’ta kendinize ne hediye alınmasını istiyorsanız hepsini yazıyorsunuz. Aile büyükleri de onları almaya çalışıyor. Tabi çocuklar o dilek listesini Elf bebeğin okuyacağını ve iyi bir çocuk olurlarsa Santa’nın onlara yazdıkları şeyleri alacağını düşünüyor. Bu yüzden hepsi iyi birer çocuk olmaya çalışıyorlar. İyi davranırlarsa hayalini kurdukları hediyeler onların olacak çünkü 🙂 İşin içinde biraz menfaat var tabi ama bayram sonuçta bu 🙂

Tabi evin süslenmesi olayı da var bunu geçmeyelim. Aralık ayı girer girmez herkes çatı katlarında kutularda duran Christmas dekorasyon eşyalarını, ışıklarını çıkarıyor. Evdeki havlular, oyuncaklar, çoraplar, kozalaklar, mumlar, cipsler, aklınıza gelebilecek her şey Christmas temalı oluyor. Bu yüzden eve ayrı bir hava giriyor. Mahalleye çıktığınızda her yer ışıklı oluyor. Bir de üzerine kar yağdıysa ışıkların o ahengi harika bir enerji veriyor insana.

Bunlar görebileceğiniz örnekler… Mahalleye çıkıp yürüdüğünüzde bir filmin içinde hissediyor insan..

Bu hazırlıklar tamamlandığında post kart hazırlamaya geçiyorlar. Her aile kendi temasını oluşturduğu, özgün post kartını tasarlayıp onu bastırıyor. Daha sonra sevdikleri herkese post kart atıyorlar. Bu Amerikan kültüründe oldukça önemli…

Bu bizim post kartımızdı. 2020’nin bir özeti…

Daha sonra eş dost akraba bu dönemde çok fazla ziyarete geliyor. Kalabalıklarla bir şeyler yapmak her zaman eğlencelidir bilirsiniz ki… Bunlardan biri ve en sevdiğim şey Ginger Bread House süsleme etkinliği. Herkes kurabiye şeklinde bu evlerin parçalarını pişiriyor ve bir araya gelip o evleri süslüyorlar. Harika bir stres atma yöntemi…

Tamamen böyle bir şey çıkıyor ortaya. Çeşit çeşit şekerlemeler, çikolatalar, kurabiyeler bir araya geliyor ve siz de onlarla bu şekilde evinizi birleştirip süslüyorsunuz. Bu da eğlencenin bir parçası..

Bunun yanında Christmasta sofralara konulan yemeklerden biri geyik eti. 🙂 Amerikalılar için av hayatın bir parçası. Her ne kadar onlara bu av olayını desteklemediğimi söylesem de onlar bunun doğal olduğunu savunuyorlar. Onların savlarına göre, eğer geyikleri avlamazlarsa geyikler yeterli yiyecek bulamadığından, soğuktan, açlıktan, susuzluktan yabani hayatta ölüyorlarmış. En kötüsü de trafik kazaları.. Trafik kazasında kışın çok geyik ölüyormuş. Bunun yanısıra et üreten firmaların bu işi daha vahşice yaptıklarını, geyikleri avlayanların belli kurallarının olduğunu, herkesin genelde bir tane geyiği avlayıp eve götürdüğünü, fazlasını öldürmediklerini, ama bunu iş olarak yapan et firmalarının günde milyonlarca hayvanı öldürdüğünü söylüyorlar. Böyle düşününce nasıl inek, keçi, kuzu gibi hayvanlar yeniyorsa onların da yenebileceğini anlıyor insan. Tabi bu konuda herkesin düşüncesine saygım var elbette. Tadına gelecek olursak dana etinden bir farkı yok arkadaşlar. 🙂

Yemeğe geçmişken içeceklere geçmezsek olmaz. Amerikalılar için aslında yaygın olan ama Christmasta sıklıkla yapılan bir içecekten bahsedeceğim. EGGNOG. Tadı bizim sahlep ve boza içeceğine benziyor.

Süt, yumurta, şeker yoğunluklu yapılan krema kıvamında bir içecek. Tabi Amerikalılar bunu viski ile tüketiyorlar. Alkol burada hayatın bir parçası 🙂

Gelelim Noel baba kim ? 😀

Noel Bayramının gelmesine yaklaşırken yakın arkadaşlar, akrabalar arasında anlaşıp Noel Baba kılığına girip birbirlerinin evlerine ziyarete gidiyorlar. Tabi çocuklar kim olduğunu bilmiyor. Noel baba gelince çocuklara güzel öğütler veriyor, onlara şeker çikolata kurabiye gibi küçük hediyeler götürüyor. Çocuklar da iyi bir çocuk oldukları için Noel babanın ziyarete geldiğine inanıp mutlu oluyorlar. 🙂 Bizim ufaklık Calvin ağlamıştı tabi 🙂

Tüm bunlar tabi ki insanların kişisel dünyasında yaşanan minik ve tatlı olaylar. Bir de Christmas zamanı toplumu inceleyecek olursak, tamamen gözlemlerime dayalı olarak kilise etkinliklerinden bahsedeceğim size…

Bu fotoğrafta gördüğünüz bize yakın bir kilise. Bahçesinde süslenmiş ağaçlar, altında da hediyeler var. Kilisenin görevi bu bayramda maddi durumu olmayan, ailesi olmayan çocuklara hayallerindeki hediyelerin ulaşmasını sağlamak… Maddi durumu olmayan kişiler kiliseye bunun için başvurabiliyor. Onlara çocuklarının wishlistini veriyor. Ailesi olmayan, yetiştirme yurdunda olan çocuklar içinde oradaki görevliler bu durumu kiliseye iletiyor. Kilise gönüllüleri, zengin aileler çocukların hediyelerinin alınması için bir araya geliyorlar. Bir de gönüllü olarak Noel baba kılığına giren kişiler var tabi. Onlar da o çocukları ziyarete gidiyorlar. Onlara hediyelerini götürüp, nasihatler veriyorlar. Bu sayede çocuklar kimlerin onlara hediye aldığını bilmiyorlar bile… Bunu öğrendiğimde gözlerim dolmuştu. Çok güzel bir yardımlaşma örneği…

Sonunda ise 25 Aralık günü olan o büyük hediye günü geliyor. Herkes bugüne kadar birbirine hediyesini göndermiş oluyor. Herkes gelen hediyelerin hepsini ağacın altın koyuyor. Hediyeler tabi ki 25 Aralığa kadar açılmıyor. 25 Aralık sabahı kahvaltıdan sonra herkes hediyesini açmaya başlıyor.

Bu bizim ağacın altında oluşan hediye cümbüşü idi 🙂

Herkes evinde hediyelerini açtıktan sonra toplanıp yemekler yeniyor. Christmas temalı filmler izleniyor. Böylelikle bayramın da yazının da sonuna gelinmiş olunuyor. Benim hediyelerimi soranlar olmuş 🙂 Bu noel benim için çok özel bir noeldi… Kalbimin bu kadar hızlı çarpacağı bir noel daha yaşar mıyım bilmiyorum 🙂 Hediyemi zamanı geldiğinde hepinize göstereceğim. Şimdilik aramızda sır kalsın 🙂

Okuduğunuz için teşekkür ederim.

Mutlu Noeller…

UZAKLARDAN BİRİ…

MERRY Mİ CHRISTMAS !” üzerine 2 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s