AMERİKA’DA CENAZE TÖRENİNE KATILDIM

Bu hafta tatsız bir konu ile birlikte sizlerleyim. Ölüm hayatta kaçınılmaz gerçeklerden biri… Hayat telaşının manasızlığını tokat gibi yüzümüze vuran bir kavram. Nerde yaşarsanız yaşayın, kimlerle olursanız olun ölüm herkesi susturabilen tek gerçek. Türkiye’de de olsam Amerika’da da olsam ölüm kelimesinin geçtiği her yer beni üzüyor. Öncelikle Amerikalı Host aileme baş sağlığı dileyerek yazımın detaylarına geçeceğim.

Amerikalı Host annem büyükannesini kaybetti. Büyükannesi için düzenlenen bir cenaze törenine katıldım. Amerika’da insanlar cenazelerinin farklı şekilde defnedilmesini isteme haklarına sahip. Amerikan vatandaşlarına ehliyet verirken organ bağışı yapmak isteyip istemediği sistem tarafından soruluyor ve ehliyetinizde öldükten sonra organ bağışı yapıp yapmayacağınız yazıyor. Bizim kültürümüzdeki gibi sadece toprağa gömülmek yok. İstersen yine toprağa gömülebilirsin bu da çok yaygın bir uygulama. Hatta bir çok mezarlık var, fotoğraflarını da koydum. Fakat bunun yanı sıra sizin hücrelerinizi bir tohuma dönüştürüp ağaç yapabiliyorlar. Kadavra olarak tıp fakültelerinde olabiliyorsunuz ya da organ bağışı yapıp sonrasında yakılıyorsunuz. Benim katıldığım cenaze töreni yakılmış bir cenaze töreniydi. Adına KREMATORYUM deniliyor.

Krematoryum aslında Türkiye’de bile istenen bir uygulama. Nedir bu derseniz ölünün tamamının yakılarak, küllerinin ailesine teslim edilmesi. Tabi ki yakmak derken aklınıza açık bir alanda ateş yakıp yakmak gelmesin. Çünkü açık bir alanda bir insan vücudunu yaksanız, etleri yok olsa bile kemikler yok olmaz. İşte bu tesis bu yüzden var.

Krematoryum, cenazelerin yakılıp kemiklerden geriye kalan küllerin itinayla toplandığı bir tesis aslında, öyle bir tesis ki ölülerin vücutları tam 1092 derece sıcaklıkta ortalama 100 dakika boyunca yakılıyor. Ayrıca akıllara geldiği gibi kemikler toz haline gelmiyor sadece geriye kalan kemikler daha sonradan toz haline getirilerek isteğe uygun bir şekilde saklanıyor. Bu uygulama her ne kadar kulağa garip gelse de dediğim gibi insanlar istedikleri şekilde defnediliyor. Ölmeden önce karar vermeniz gerekiyor. Öldükten sonra sizi istediğiniz gibi defnediyorlar. Tabi ölü yakılmadan önce de bazı evreler var.

İşte Krematoryumda geçirilen evreler :

* Kişi öldüğünde kanuni izinler için ceset yakılmadan 48 saat bekleniyor.
* Aynı sürede cesedin kimlik ve DNA örnekleri de kayda geçiriliyor.
* Vasiyete göre kadavradan alınabilecek organlar transplantasyon için alınıyor. Organ tesisine bağışlanıyor.
* Ceset kremasyon için vücudunda bulunan bütün protez ve metal cihazlardan arındırılıyor.
* Yakılacağı fırına uygun bir tabuta konuluyor.
* Yakmak için 3 şahit ile birlikte ailenin izni gerekiyor.
* Yakılma işlemi genelde 80-120 dakika arası sürüyor.
* Cenaze yakılırken herhangi bir koku duyulmuyor.
* Kremasyon işlemi tamamlandığında parçaların soğuması bekleniyor.
* Kremasyon fırınını çalıştırmak için sıcaklığın önce 872 derece, sonra 1092 dereceye yükselmesi sağlanıyor. Bu süreç sonunda sanıldığı gibi ceset kül haline gelmiyor, geride toplam 2.5-3 kilogram ağırlığında kemik kırıkları kalıyor. Kalan 2-3 Gr’lık kemikler mekanik özel öğütücüden geçirilerek tamamı toz halinde getiriliyor.
* 850 derecede yakılan küllerden yaklaşık 400 gram kül çıkıyor.
* Amerika’daki krematoryumlarda fırının yanı sıra morg, bekleme odası ve ayin odası da bulunuyor. Yahudilerde bu uygulama yasakmış fakat hristyanlar isteyen kişiler için pap ile birlikte bunu gerçekleştiriyor.
* Fırına tabutla konan cesedin yanma işlemi bitince, santrifüjle cesedin külü ve tabutun külleri ayrıştırılıyor.

Ölen kişinin vasiyetine göre hareket edildiği için öncelikle ölen kişi evinde bir tabutun içinde ziyaret ediliyor. Daha sonra hastane çalışanları alıp götürüyor ve yukarıdaki adımlar gerçekleştiriliyor. Krematoryum denilen yakma işlemi bittikten sonra külleri vasiyeti gerçekleştirmek üzerine ailesine teslim ediliyor. Kimisi okyanusa serpilmesini istiyor, kimisi evde vazoda beklemesini istiyor, kimisi bir ağaç altında olmayı diliyor, kimisi küllerin bir aksesuara dönüştürülmesini istiyor. Benim katıldığım cenazede ölen kişi eskiden yaşadığı JOHNSTONE köyünde yüksek bir tepeden aşağı savrulmayı istemiş. Host ailem ve onların ailesi tam olarak öyle yaptı. Külleri savurduktan sonra vefat eden büyükannenin çok sevdiği bir şarkıyı açtılar. Şarkıyı hep birlikte söyleyip ağladılar, ne yalan söyleyeyim ben de ağladım… Video, fotoğraf çeksem de bunun paylaşılmasını uygun bulmuyorum. Sonuçta hassas bir konu…

Daha sonra hep beraber aile üyeleriyle bir restauranta gittik. Orada yemek yerken herkes ölen kişi ile ilgili güzel anılarını, iyi yönlerini anlatan bir konuşma yaptı. Kimisi fotoğraflarıyla birlikte yad etti. Daha sonra da tören sona ermiş oldu.

Her ne olursa olsun bu dünyanın kaçınılmaz tek gerçeği ölüm… Hala nefes alabiliyorken zamanın kıymetini bilmek gerek. Hayat problemlere takılmak, cesaretini kaybetmek için çok kısa. Gülün, bir ayağınızı diğerinin önüne koyun ve ilerlemeye devam edin. Amaçlarınız uğruna savaşın ve keşke demeyin. Durmayın, yapmak istediğiniz ne varsa şimdi yapın. Yaşadığımız tek an şimdi. Hayatın size şans getirmesini beklemeden kendi şansınızı yaratın…

UZAKLARDAN BİRİ…

AMERİKA’DA CENAZE TÖRENİNE KATILDIM” üzerine 5 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s