GÜZEL ŞEHİR PİTTSBURGH

Herkese uzun bir aradan sonra merhabalar,

Uzun zamandır bloğuma bir süre ara vermiştim. Gelen soruları Instagram, Facebook, Twitter üzerinden yanıtladığım için yayınlayabileceğim bir konu bulamamıştım. Sosyal medyadan takip edenler bilirler, bu haftasonu Amerika’nın güzel şehirlerinden biri olan Pittsburgh’ta bir haftasonu geçirdim. Oradaki tecrübelerimi sizinle de paylaşmaya karar verdim. Çok okuyan ama gezemeyen değerli okuyucularım veya Amerika’da olup gezilecek yerler listesini çıkaran kıymetli okuyucularım size hitap etmesi için elimden geldiğince detaylı bir yazı bloğu olmasını temenni ediyorum dedikten sonra hadi satırlar arasında Pittsburgh gezintisine başlayalım :

Pittsburgh, ABD’nin doğusunda Pensilvanya eyaletindeki Philadelphia’dan sonra 2. büyük şehirdir. ABD’ndeki metropoliten bölgeler arasından 22. sırayı almaktadır. Şehir bir takma adıyla “Çelik Şehri” olarak da biliniyor.Çünkü şehirde sayısı 300’ü aşkın çelik üretimi ve ticareti ile yakından bağları bulunan işletme bulunmaktadır. Şehrin bir diğer takma adı “Köprüler Şehri”dir. Şehir merkezi üç büyük nehrin kavşak noktasında bir yarımada üzerinde kuruludur. Allegheny Nehri ile Monongahela Nehri şehir merkezi kenarından gelip şehrin bulunduğu yarımada burnu önünde birleşirler ve bu mevki Ohio Nehri‘nin başlangıç noktası olarak kabul edilir. Bu nehirler üzerinde, diğer akarsular üzerinde ve kara yolları ve demir yolları geçişleri dahil şehirde 446 tane köprünün bulunduğu ve bunun bir rekor teşkil ettiği bildirilmektedir. Şehirde 29 tane gökdelen bina, 2 tane füniküler raylı taşıma vardır. Ayrıca koloni döneminden kalma askeri korunak bulunmaktadır. NewYork saat dilimi içerisindedir.

Hakkında kısmına değindiğimiz bu bilgilerden sonra gelelim benim seyahatime… Öncelikle bana bu gezide eşlik eden güzel arkadaşım Ezgi’ye buradan teşekkür etmek istiyorum.

Pandemi sürecinde olduğumuz için uzun zamandır hep ev, dersler, iş, özel ders rutinleri arasında bir hayli sıkışmıştım. Bu sıkışıklığın arasında bir haftasonu kaçamağı planlamak çok iyi geldi. Bu kaçamak fikrini iyi ki Pittsburgh ile bağdaştırmışız demekten kendimi alıkoyamıyorum. Çünkü Pittsburgh gerçekten harika bir şehir…

Amerika’nın Kuzeyi’nde olmasına rağmen hava gayet sıcaktı. Akşam tam bir Eylül serinliği vardı. Kaldığımız otel EVEN Hotels idi. Booking uygulamasından incelerseniz otel 9 puan almış. Otel tamamen şehir merkezinde, her yere yürüme mesafesinde bu yüzden arabanız olmadan giderseniz, Uber’e para vermeyi istemezseniz ve yürümeyi seviyorsanız kesinlikle konumunu beğenirsiniz. Bunun yanı sıra otelde sıcak su, wifi, tertemiz odalar, havlu, ütü, ütü masası, kahve makinesi, lobisi ve mini barı da mevcut. Sanırım içeriğinde yemek olan bir yer değil. Yemeği şehrin güzel lokantalarında yiyebilirsiniz. Fakat çok önemli bir hatırlatma; şu pandemi sürecinde gidecekseniz her yer içeriye sınırlı kişi sayısı alabildiği için lokanta, bar, kafeler genelde hep randevu ile çalışıyor. Bu yüzden ya telefonla arayıp ya da bazı uygulamalar üzerinden masa ayırtmanız gerekiyor. Şehrin en ünlü restaurantlarından biri olarak bilinen Sienna Mercato’ya geçen yıl host ailemle gitmiştim. Bu sefer ki gidişimizde randevu sistemleri çok kötüydü. Bu yüzden pandemi sürecinde oraya gitmenizi önermem. Hem çok kalabalık hem de çok saçma bir randevu sistemleri var. Biz ilk akşam yemeğimizi THE STANDARD MARKET&PİNT HOUSE’de yedik. Fiyatları şehir merkezinde olmasına rağmen gayet uygundu. Cumartesi sabah ise kahvaltıcı bulmak çok zordu. Amerikalılar zaten kahvaltıyı öğleye yakın yediği için erken saatte kahvaltıcı bulmak biraz zor. Tabi kişi sayısı kısıtlaması olduğu için de olan yerler de rezerve edilmiş bu yüzden mekan bulmak neredeyse çok zordu. Simit tarzı şeyler yemeyi seviyorsanız şehir merkezinde Take out sistemle çalışan BRUEGGER’S BAGELS dükkanı atıştırmalıklar için harika bir yer. Bagelinizi, içine koymak istediklerinizi siz seçiyorsunuz. Benim favorim krem peynirli ve avakadolu olan 🙂 Kahvaltıdan sonra tekne turumuz vardı. Tekne turlarının kendi içerisinde bir çok seçeneği var. Bizim aldığımız tur büyük gruplar halinde olan 1 saatlik tekne turu idi. Teknede tuvalet, kantin gibi alanlar mevcut. 2 katlı. Girişte ateşinizi ölçüyorlar ve girişte bir fotoğrafçı var sizin bir hatıra fotoğrafınızı çekiyor. Fotoğrafı bir albüm şeklinde $15 fiyatıyla satıyor. Anı biriktirmeyi sevenler için çok güzel bu yüzden biz de hemen aldık. Bot turunun olumsuz tarafı tentene olmadığı için öğle güneşine maruz kalmamızdı. Onun dışında her şey güzeldi. Manzaraların fotoğrafını çekmeden duramadım. Tekne turu randevu ile çalıştığı için arayıp yer ayırtmanız gerekiyor. Bir saatlik tekne turu $22

Turdan sonra acıkıp hem öğle hem akşam yemeğimizi köprü geçitlerine çok yakın bir yerde olan HARD ROCK CAFE’de yedik. Fiyatları gayet uygun. Alkollü alkolsüz içki seçenekleri mevcut. Yalnız menüye dikkatli bakmanızı öneririm. Harika bardaklarla içki servisi yapılmasını isterseniz ekstra ücret alıyorlar. Kafe genelde Meksika yemekleri, Hamburger, pizza, salata tarzı ürünler satıyor. İç tasarımı çok güzel, ilgileri harika, tuvaletler temizdi. Ayrıca mekana girerken ateşinizi ölçüyorlar. Sosyal mesafe, maske, temizlik kurallarına oldukça dikkat ediliyor. Yemeklerden NACHO benim favorimdi 🙂

Kalacak yer, şehir merkezi ve yemek faslından sonra kesinlikle akşam gitmenizi önereceğim FÜNİKÜLER İSTASYONUNA uğramalısınız.

Gidiş dönüş $5 fiyatında. Gece 12.30′ a kadar açık. Resimde gördüğünüz trene benzer asansörlere biniyorsunuz ve sizi en yukarıdaki terasa taşıyor. En tepede hediyelik eşyaların da bulunduğu küçük işletmeler var. Terasın manzarası görülmeye değer… Hele gece gittiyseniz alttaki fotoğrafımda bulunan manzaranın güzelliğine bakabilirsiniz.

Sosyal medyadan takip eden takipçilerim okuyorsa tüm her yerini karış karış gezip sabit storylerime hepsini ekledim. İncelemek isterseniz IG : fatos.eryurt aratarak inceleyebilirsiniz.

Küçük ama dolu dolu geçirdiğim bir haftasonu idi. Hayalim Amerika’nın tüm şehirlerini gezebilmek. Pandemi sürecinde tıkılıp kaldığımız şu günlerde yapabileceğim küçük, ekonomik ve güvenli tatiller bir nebze motive olmama yardım edecektir.

Bir yola çıkmak dünyanın en güzel şeylerinden biri. Yolun ne getireceğini de ne götüreceğini de bilemiyor bazen insan. Fakat şu kısacık ömrümüzde görebildiğimiz her yer, girebildiğimiz her sokak, tadabildiğimiz her mutfak çok değerli… Yollarda görüşelim…

SAĞLICAKLA KALIN…

UZAKLARDAN BİRİ…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s