ÖNCE KADIN GİBİ KALIN

Her sabah uyandığımda genelde birkaç rutinden sonra ilk yaptığım şey telefonumu kontrol etmektir. Haberlere bakarım önce. Kendi ülkemde yaşamasam da ülkemin gündemini hep kontrol ederim. Bu sabah uyandığımda bir kaç gündür kayıp olan Pınarımız’ın ölüm haberini gördüm ilk sayfada… Önce yanlışlık olmasını diledim içimden… Sonra bakakaldım ekrana… Aklıma kadınlarımızın binlercesi geldi. Ölen, yaşayan, dövülen, aşağılanan, intihar etmek zorunda kalan her biri, binlercesi… Hayattan kökleri sökülen ilk çiçeğimiz değil ; son da olmayacak. Bugün onların başına gelen bu vahşetler yarın belki de bizi bulacak kimbilir…

KADIN hakkında konuşmak istiyorum bugün… KADINLARIMIZ… Topluma bir türlü sığdıramadığınız, utandığımız hani… Türk Dil Kurumu ile başlayalım. Kadın : Erişkin, dişi, insan anlamına geliyor. Peki erişkin ne demek ? Dünya Sağlık Örgütü’nün açıklamasına göre 24 yaş ve üzerini erişkin kabul ediyoruz.

PEKİ, ” 25 yaşındaki bir dişiye KIZ mı dersiniz KADIN MI ?”diye sorsam size ? Bana hemen şunu sorarsınız : EVLİ Mİ ? Aslında orada medeni durumu sormak istemiyorsunuz. Ama öteki soruyu da nasıl sorabilirsiniz ki… Merak edilen şey cinsel deneyimidir, medeni durumu değil… Ona göre kadın veya kız diyebilirsiniz çünkü… Eee erişkin dişi kavramı ? Niye şimdi medeni durumla veya cinsel hayatıyla bağdaştırdık konuyu ? Kelimenin korkutuculuğu burada başlıyor bizim coğrafyada.

KADIN, cinsiyet belirten bir kelime sadece. Erkek gibi. Ama bizim toplumumuz sadece CİNSİYET belirten bu kelimeyi almış, CİNSEL DENEYİM belirten bir kelimeye dönüştürmüş. Türk Dil Kurumu, erişkin dişi olarak tanımlıyor ama toplumumuz cinselliği tatmış kişi olarak tanımlıyor.

Bir de BAYAN-KADIN tartışmalarımız var bizim toplumda hala daha süren… Burada malesef erkeklere hak veriyorum. Bir erkek tanımadığı bir kadına yolda hitap etmesi gereken bir durum yaşadığında, aklına HANIMEFENDİ demek gelmediğinde ve KADIN diye hitap ettiğinde alacağı tepkiyi bilebilir mi ? Bu yüzden erkekler bayan kelimesine sığınıyor aslında. ”Kadın” derse ne tepki alacağını bilemiyor. Peki, KADIN diye hitap ettiğinde niye bir tepki alsın ? İşte yukarıda yazdığım kısım bu tepkiyi doğuran bir sebep oluyor. Kadının, kendini toplum içerisinde KADIN olarak tanımlarken yüklenen anlam onu rahatsız ediyor… Çünkü bu kavram cinsel deneyim belirten kavram olarak kabul görmüş artık…

Toplumumuzda kadınlarımız üç şekilde sınıflandırılıyor :

KIZ – KADIN – ANNE

Yani toplumumuz evlendikten sonra anne olana kadar ki süreçte bizim KADIN olarak tanımlanmamızda mahsur görmüyor. Kadın da kendini öyle tanımlıyor. Peki o süre geçtiğinde ne oluyor ? ARTIK KADININ ADI YOK ! 45-50 yaşlarında hiç evlenmemiş bir kadına ne diyoruz : KIZ KURUSU… Yine kadın olamadı bakın…

Toplum olarak biz kız çocuğunun büyümesinden korkarız. KADIN denilmesi artık cinsel deneyimi yaşadığını göstereceğinden ötürü yakıştıramayız. KADIN kelimesinin ve onu çağrıştıran her şeyin ayıp karşılanmasının, utanılmasının tek bir sebebi var: Kadının cinsel kimliğini görmezden gelmek, yok saymak. Kadının cinsiyetinin ve hormonlarının ona verdiği; cinsiyet, doğurganlık, üreme yetisini kabul edip cinselliği ona hak görmemek. PSİKANALİZ bunu KADIN SADECE ANNE KİMLİĞİ İLE KORKUTUCU OLMAKTAN ÇIKAR şeklinde açıklıyor. Anne olmadığı o dönemde korkutucu ve tehlikeli olarak anılıyor. Hatta biz buna yöresel olarak bir kelime daha koymuşuz : NAMUS. Sonra bir de Hadis diye güzelleriz bu durumu. ”CENNET ANNELERİN AYAKLARI ALTINDADIR” diye… Anne değilse bir kadın günahkardır çünkü bizim topraklarda… Kaının başına her ne gelirse gelsin, oraya gitmeseymiş, onu giymeseymiş, kocasına sadık kalsaymış, adamı sıkmasaymış, azcık kendine baksaymış, onun kaderi öyleymiş, o da aranıyormuş, sevgilisi varmış, o saatte KIZ BAŞINAYMIŞ diye diye katili, suçluyu ayakta alkışlamadığımız kalır bir tek… Çünkü KADIN, NAMUS demektir bizim coğrafyada… NAMUS kelimesinin hiçbir dilde karşılığı yoktur. Erdem, dürüstlük, gurur şeklinde açıklarsanız evet anlamı var. Ama bizim toplumun bu kelimeye yüklediği BACAK ARASI namusun TÜRKÇE dışında hiçbir dilde karşılığı yok. Nedenini sormuyorum bile.

Bunu da ekledikten sonra gelelim sadece kendi oluşumumuzla özel hissettiğimiz anlara… Bir kelimemiz var bizim : KADININ ÖZEL GÜNLERİ. Adet günleri diyemeyiz pek dilimiz varmaz. Hatta Anadolu kadınlarımızın da dili varmaz. Adet bitince temizlendim der kendisine kirliymiş gibi… Temiz değilim der kendisine adet görürken ya da HASTAYIM der. Nedir bunun temeli ? Adet görünce anne olamayacak o zaman kirli bu kadın, o zaman HASTA… Peki biz niye adet görürüz ya da sizin deyişinizle neden hastalanırız, kirleniriz ? Yeni yaşamın başlangıçlarına hazırlanabilmek için. Vücudumuz o kadar titiz ki aslında başlayacak olan yaşam yepyeni olsun diye yenisini yapıyor her ay… Şimdi bir kız çocuğunun ilk kez adet gördüğü ana gidin. Vücudunun ne kadar sağlıklı ve sağlam olduğu gösteren bir mekanizmaya sahip olduğu an aslında değil mi ? Biz niye ayıplıyoruz peki onu ? Niye kız çocuğu ben adet gördüm diyemiyor ve bunu saklıyor ? Hatta PED alırken niye siyah poşet alıyor bir de yanında… Üstelik erkekler prezervatiflerini cüzdanlarında taşırken… Toplumsal normlarımız zarar görür çünkü. Bizim toplumuza göre yeni yaşamın başlangıcı olarak anılmaz o adet döneminin başlangıcı. Bizim toplumda artık NAMUS kavramının haneye girdiği hissedilir. Nedir çünkü önemli olan, KIZ KALABİLMESİ. Adet gördüyse bir kız NAMUS ürünüdür artık. Kendini KADIN olmaktan korumalıdır, eşi gelip onu KIRMIZI KUŞAĞIYLA evden çıkarana kadar. Eşi kim olacak peki ? Hemen ona da bakalım. Davullarla zurnalarla eğlence vaad edilen yemeklerle penisinin derisi kestiriliyor ve artık ERKEK oluyor diye şişirilen o adam ve adamlarımız olacak…

Coğrafyamızı bu şekilde tanımlamak inanın benim de hiç hoşuma gitmiyor. Ama malesef bugün ölü bulunan Pınar’ın adı dün MÜNEVVER, EMİNE, BÜŞRA, ÖZGECAN, ŞULE, MERVE ve adını sayamadığım binlerce isim olarak kaldı, kalmaya da devam edecek. Kadın olmaktan korkulan, kadınlara saha bırakılmayan, denk görülmeyen şu coğrafyada şu anda var olan yöneticimiz her ne kadar ” Ben zaten kadın-erkek eşitliğine inanmıyorum, kadına şiddet abartılıyor dese de bizim bu topraklarımızdan çıkmış ve Kadına seçme ve seçilme hakkı tanımış bir Mustafa Kemal Atatürk’ümüz var. Onun açtığı bu hür yolda, hür yarınlarda birlikte olabilmek dileğiyle… KADIN GİBİ KALIN.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s