EĞER YURT DIŞI HAYALİN VARSA…

        Şüphesiz her gencin hayatının farklı dönemlerinde yurt dışına çıkma hayali mutlaka olur. Bu bazen seyahat için bazen eğitim bazen iş bazen de yaşama hayalidir. Elbette ki bu hayali gerçekleştirmek sizin elinizde olan bir durum. Yurt dışına çıkmak istiyorum ama nereden başlayacağımı bilemiyorum diyorsanız benim kendi tavsiyem önce dil öğrenerek işe başlamanız. Çünkü hangi ülkeye gidecek olursanız olun, o ülkenin kalkan uçağına bindiğiniz andan itibaren  kendi dilinizi konuşmayı tamamen bırakmanız gerekiyor. Kendi derdinizi, ihtiyaçlarınızı, içinde olduğunuz herhangi bir durumu anlatmanız gerekiyor. Nasıl ki ülkenizde kullandığınız para birimi geçersiz sayılıp, cebinize gideceğiniz ülkenin parasını alıp koyuyorsanız aynı durum diliniz için de geçerli. Tabi ki dil bilmekten kasıt mükemmel aksan, mükemmel telaffuz, mükemmel akıcılık değil. Ama gitmek istediğiniz ülke her neresi olursa olsun o ülkenin dili hakkında bilgi sahibi olmanız sizin faydanıza olacaktır. Her ülke konsolosluğu aynı mı işliyor bilmiyorum fakat Amerika Büyükelçiliği vize verirken vize mülakatını genelde İngilizce yapıyor. Almanya için de aynı durum söz konusu diye biliyorum. Yanlış bilgi ise yorumlarda beni düzeltebilirsiniz.

      Dünyada en baskın diller arasında İngilizce’nin olduğunu bilmeyenimiz yoktur. Türkiye’de ilkokul 4. Sınıfta başlayan ingilizce eğitimi üniversite 1. Sınıf sonuna kadar zorunlu ders olarak karşımıza hep çıkmıştır. Genelde konu sıralaması, verilen içerikler, kelimeler çoğunlukla aynıdır. Verilen ingilizce eğitim her zaman sınav sistemine yöneliktir. İngilizce dersinin sınavları, Milli Eğitim Bakanlığının belirlediği sınavlar ve bu sınavlar için çalışan öğrencilere yönelik verilen her sene aynı olan konular… Aslında dil öğrenmeyi ders çalışmak olarak görüp bir süre sonra sıkılmamızın sebeplerinden biri bu. Ders çalışmak gibi göründüğü için de, sürekli bir yardıma ihtiyacımız varmış, asla kendimiz öğrenemezmişiz gibi hissetmemiz de yine bu yüzden…

      O zaman paragrafa güzel bir haberle başlayabilirim. Dil kursuna gitmeden, kendi emek ve çabalarınızla, kendi gelişiminizi takip ederek istediğiniz dili öğrenebilirsiniz. Nerden biliyorum derseniz kendimden biliyorum. Ben Amerika’ya gelme kararı almadan önce ingilizce çalışmaya başlamıştım. İkinci dilim olmasını istediğim dil buydu. Tabi bu kararı aldıktan hemen sonra ben de herkes gibi dil kurslarını araştırdım. İstedikleri paralar inanılmazdı ve o kadar parayı verecek durumda değildim. Evde kendim için bir düzen oluşturdum ve o düzene uymaya karar verdim. Buraya gelmeden 8 ay önce başlamıştım ve buraya geldiğimde anadil seviyesinde olmasa bile konuşuyordum. Buraya geldikten sonra daha rahat olmaya başladım. Şu an gönül rahatlığı ile şehirlerarası seyahate çıkabiliyor, hastaneye gidip derdimi anlatabiliyor, kaybolduğumda birine rahatlıkla yolu sorabiliyor ve Amerikan erkeklerinin gazabına uğrayan kız arkadaşlarımla ingilizce dertleşebiliyorum. =)

EV YAPIMI İNGİLİZCE NASIL OLUR Kİ ?

    Bu tabiri kendi İngilizcem için kullanıyordum ama sizinle paylaşma zamanı da geldi. Evet yanlış görmediniz. EV YAPIMI İNGİLİZCE… Gelelim ev yapımı İngilizce nasıl yapıldığına ve faydalarına…

1-KENDİNİ TANIMA

 Dil öğreniminde süreci tamamen siz belirlemelisiniz. Şüphesiz ki kendinizi en iyi tanıyan kişi yine sizsiniz. Önce kendinizle ilgili olan kısmı halledin.

-Günün hangi saatlerinde daha verimlisiniz ?

-Günde bu dil için ne kadar zaman ayırabilirsiniz ?

-Bu dili öğrenmeyi ne kadar çok istiyorsunuz ?

-Dili öğrenmeyi NEDEN istiyorsunuz ?

 Aslında bu sorular içinde en önemlisi dili NEDEN öğrenmek istediğiniz. Çünkü sizi bir şeylere adapte eden şey onun uğruna edindiğiniz amaçlardır. Dil öğreniminde de aynı şey mevcut. Bir nedeniniz, bir amacınız varsa muhakkak onu hatırladığınızda kendinizi daha çok sorumlu hissedersiniz. Bu yüzden ilk adım kendinizi hazır hissetmeniz olacaktır.

2-ZAMAN

 Eğer bir dil öğrenme aşamasındaysanız bu uzun zamanınızı alacak. Bir şeylerin hemen olmasını beklemek yanlış olur. Herkesin öğrenme becerisi birbirinden farklıdır. Kimisi aylar sonra geliştirmişken kiminin 2 yılını alabilir. Bunu bilerek yola çıkın ve kendinize zaman verin. Ben 1 yıl içinde ADVANCED İngilizceye sahip olacağım diye işe koyulmayın. Bunun yerine bugün İngilizce çalışacağım ve 5 kelimenin telaffuzları ile anlamlarını öğreneceğim de mesela. Çünkü önüne önce kısa vadede gerçekleştirebileceğin amaçlar koyarsan bu süreçte hevesinin kırılmasını engeller.  Ve bu süreçte ingilizce öğrenmeyi sadece oturup ders çalışmak olarak görmek bir süre sonra sıkılıp bırakmanıza sebep olur. Bu duruma düşmemek için sevdiğiniz bir aktiviteyi İngilizce olarak yapabilirsiniz. Örneğin yoga yapmayı seviyorsunuz, kullandığınız uygulama varsa bunu ingilizce dinleyebilirsiniz. Veya arabaları çok seviyorsanız, Youtube’dan arabalarla ilgili “review” videoları seyredebilirsiniz. Ya da yemek yapmayı seviyorsanız tariflerin hem İngilizce hem Türkçe versiyonlarını okuyup, izleyip ingilizceyi hayatınıza dahil edebilirsiniz. Kısacası İngilizce öğrenmeyi, sevdiğiniz bir aktiviteyle birleştirebilirseniz, sıkılmadan her gün saatlerce İngilizce çalışmanın kapısını açmış olacaksınız.  

3-ÇALIŞMA STİLİ

Genelde dil öğrenmeyi düşünen herkes önce gramerden başlar. Sadece bunun yeterli olacağını düşünür. Bir süre sonra gramer tamamen sıkıcı gelmeye başlar. Bu da olay derse döndü yine ve çok zor, anlamıyorum, bu dili öğrenmeye yatkın değilim gibi ifadelerle bırakılır. Şunu bilmeliyiz ki eğer şu an konuştuğumuz bir dilimiz varsa, burda yazdıklarımı anlayabiliyorsan ve ailenle, arkadaşlarınla konuşabiliyorsan sen bir dili öğrenmeye yatkınsın demektir. Sonuçta hiçbirimiz ana dilimizi gramer çalışarak öğrenmedik. Gramer elbette önemli fakat bundan önce unuttuğumuz bir şey var : DİNLEMEK. Bir bebek 2 yaşına geldiğinde tamamen kendini ifade edebilme yetisine sahip olabiliyor. Peki bunu nasıl yapıyor ? Gramer çalışarak mı ? Nasıl oluyor da dünyaya geleli daha 2 yıl olmuşken kendi dilini konuşabiliyor, tabi ki dinleyerek. Dinlediği kelimeleri telaffuz etmeye çalışarak. Buraya değindiğimize göre öğrenme aşamasındaki bu stratejiyi açıklayabilirim.

İngilizce öğrenirken önce kendinize aksan belirleyin. Çünkü British ve American aksanları tamamen birbirinden farklı. Bu aksanları Google üzerinden aratıp her birini dinleyebilirsiniz. Daha sonra ingilizce yeteneklerini öğrenmek istediğiniz şekle göre sınıflandırın. Ben yetenekleri (GRAMER-VACOBULARY)-(OKUMA-DİNLEME)-(YAZMA-KONUŞMA) olarak sınıflandırmıştım. Bunu yaparken izlediğim yol :

 -Kendi seviyenize göre YOUTUBE’DE ELEMENTARY-BEGINNER-INTERMEDIATE şeklinde aratmalar yaparak; oradan hikayeler, yemek programları, yabancı kanallar ya da sevdiğiniz herhangi bir konu üzerine bir şeyler bulabilirsiniz. Ben genelde ENGLISH ELEMENTARY STORY ya da ENGLİSH BEGINNER STORY şeklinde aratmalar yaparak karşıma çıkan hikayeleri önce Türkçe alt yazılı sonra İngilizce alt yazılı sonra tamamen alt yazısız izliyordum. İngilizce film ve diziler için de aynı şeyi yapmalısınız. Ben çok faydasını gördüm. Bu durum sıkıcı olsa da zaten artık sahneleri, konuşmaları ezberlediğiniz için bir çok kelimeyi, kalıbı, cümleyi anlamanıza yardımcı oluyor. Bunun yanında SPOTIFY’ da yine  ENGLİSH ELEMENTARY- BEGINNER- INTERMEDIATE şeklinde aratmalar yaparak Podcastlar dinleyebilirsiniz.

– İngilizce çalışmaya başlamadan önce kelime ezberi ve gramerden değil telaffuzdan başlayın. İngilizce yazıldığı gibi okunan bir dil değil ne yazık ki. Bu durumdan dolayı bir çok karışıklıklar ortaya çıkabiliyor. Örneğin, Mine *mayn kelimesini öğreniyorsun ve daha sonra determine kelimesini *ditörmayn şeklinde telaffuz etmek doğruymuş gibi geliyor. Halbuki bu kelimenin telaffuzu *ditörmin şeklinde. Ama teleffuz edemediğin zaman ne demek istediğin tam olarak anlaşılamayabiliniyor. Bununla ilgili yaşadığım olayı da anlatayım :

Amerikalı ailem mutfak alışverişine çıkacaklardı bana istediğin bir şey var mı diye sordular. Zeytin almalarını istedim. Zeytin, İngilizcede Olive demek ve oliv diye de okunuyor. Fakat ben bunu engin telaffuz bilgilerime güvenerek alov diye söyledim. Onlar alışverişten geldiğinde bana Aloe vera jelini uzattılar. Telaffuzumdan dolayı ortaya çıkan yanlış anlaşılmaya baya bir gülmüştük. He tabi ki Aloe verayı da hala kullanıyorum. Cilde ve saça çok iyi geliyor 😉  Bu gereksiz bilgiyi de bıraktıktan sonra gelelim diğer konuya :

-Mutlaka bir gramer defteri edin. Youtube’de yine bir çok konu anlatım kanalı var. Ben ÖZER KİRAZ İNGİLİZCE KONU ANLATIMI kanalı ile gramer çalışıp defter tutuyordum. Gramer konularını kısa tutuyor. Sıkıcı da değil. ETKİLİ PRATİK İNGİLİZCE kanalı da diğer yararlandığım kanallardan biri. Bunun yanında tamamen ingilizce olarak kullanabileceğiniz kanallar arasında ben SPEAK ENGLİSH WİTH VANESSA ve mmmEnglish kanalını takip ediyordum. Faydalı içerikler var, göz atmanızı öneririm.

-Sesli hikayeler edinmeye özen gösterin. İngilizce çocuk kitapları ile işe başlayın. Bunun için en güzel uygulamalardan biri BEELİNGUAPP. Bu uygulamada seçtiğiniz hikayeleri kendi seviyenize göre ayarlayabiliyorsunuz. Aynı zamanda hem İngilizce hem Türkçe şeklinde görebiliyorsunuz. Kullandığım en faydalı uygulamalardan biriydi. Aslında Story çalışmak beni en çok geliştiren noktaydı. Size de faydası olacağını düşündüğüm şu noktalardan bahsedeyim :

* Dinlediğin hikayenin her versiyonunu dinle. Önce Türkçe dinle. Sonra yazı takibi yaparak İngilizce dinle. Sonra tamamen metinden bağımsız şekilde dinle.

*Dinleme işini bitirdikten sonra hikayeyi kendi telaffuzunla yüksek sesle oku. Okurken telaffuzlara, cümle yapılarına, fiillere dikkat et. Okuma sırasında sesini kaydet. Kaydettiğin sesle ana sesi karşılaştır. Telaffuz hatası yaptığın kelimeleri not al. Sonra bunları öğrenmeye çalış.

* Daha sonra hikayeyi kendi sözlerinle tekrar anlat. Bunu yaparken sesli tekrar yap ve yazmaya çalış. Hatta istersen resmini çiz.

*İzlediğin video,  dinlediğin podcast, hikaye her ne ise ordan dinlediğin cümleleri görmeden yazmaya çalış. Sonra ana metinle karşılaştır. Bu da hatalarını görmeni sağlayacak. Dinleme, anlama yeteneğine yardımcı olacak ve cümleleri kafanda birleştirmene de fayda sağlayacak.

– Speaking yapabileceğin birilerini bulmaya çalış. Yabancı arkadaş bulmak için Facebook grupları var. Buralara bakabilirsin. Ben genelde erkek arkadaşım ile speaking yapıyordum. Onun desteğini de söylemeden geçmeyeyim. 😊

Eveeettt, Bu tür noktalar hem dinleme hem yazma hem okuma hem de konuşurken ki telaffuz yeteneğini geliştirecektir. İlk başlarda yaptığın bir çok hata gözünü korkutmasın zamanla not aldığın kelimelerin artık zamanla azaldığını görecek ve mutlu olacaksın. Sonradan da kelimelerin kafanda otomatik şekilde oturduğunu göreceksin. Yeter ki disiplini elden bırakma !

UZAKLARDAN BİRİ olarak bugünlük benden bu kadar. Bu konu ile ilgili bir sorun, önerin olursa bir mesaj kadar uzaktayım. Hiç unutma !

SEVGİLER…

EĞER YURT DIŞI HAYALİN VARSA…” üzerine 3 yorum

  1. Merhabalar. Kuzenim psikoloji okuyor ve yüksek lisans için Amerikaya gelmek istiyor. Ben yolunu yöntemini bilemiyorum nereden başvurabilir acaba? Blogunuzu inceledim ama herhangi link bulamadım

    Liked by 1 kişi

    1. Merhabalar, Üniversite başvurusu yapmak için ne yazık ki bir link yok. Eğer yüksek lisans istiyorsa üniversitelerle birebir iletişime geçip uluslararası öğrenci departmanlarına email göndermesini ya da onları arayarak gereken doğru bilgiyi almasını öneririm. Her üniversitenin şartları farklı çünkü Amerika’da…

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s